Alanya-Kıbrıs

“Doğru Söyle Cigerimi Ye”

(27.08.11- 03.09.11)

Bayram tatilini fırsat bilip en yakın arkadaşımla düştük yollara…Planımız önce Alanya’ya gitmek; sonra Kıbrıs’a geçmekti.  Her şeyi son ana bırakıp; plansız yaşamayı sevdiğimiz için hazırlanma kısmımız çok kısa sürdü.¹

27 Ağustos Cumartesi günü kişi başı 75 TL vererek; V.i.B Turizmle Alanya’ya doğru yola çıktık. Molalarda verdiğimiz tuvalete giriş paraları ile yol parası aşağı yukarı 80 TL’ye geldi. Bu yolculukta uyumak da pek mümkün olmadı; çünkü yol boyunca hiç aksatmadan iki saatte bir mola verdik. Bu planı yaparken amacımız uçak parasından kurtulmaktı. Fakat Alanya’dan Kıbrıs’a gitmek için verdiğimiz 92 TL düşünülürse; bileti çok önceden almak şartıyla uçak çok daha mantıklı bir seçenek olurmuş. Biz ise daha önce söylediğim gibi macerayı ve birazcık sürünmeyi seviyoruz sanırım.

Alanya’da Lapponia Otel’de 2 kişilik odaya 70 TL verdik. Yatağımız biraz küçüktü; ama illa ki sığardık. Hemen bavullarımızı yerleştirip; kendimizi Kleopatra Plajı’na attık. 2 şezlong ve 1 şemsiyeyeye 12 TL verdik. İlginç olarak; Kleopatra Plajı’ndaki turistler Türkiye’nin sokak karikatürlerindeki yerlerini almıştı. Yere tüküren birçok turistle karşılaştım ve çok şaşırdım. Alanya’da geceleri gemi turları oluyor. Bunlar arasında en dikkat çeken Viking Gemisi’ydi. Sınırlı zamanımızdan dolayı tekne turu yapamadık; ama özellikle kalabalık bir grupsanız bence denemelisiniz. Gece kulüplerine gitmeden önce sahilde bir banka oturduk ve içmeye başladık. Gece gidebileceğimiz mekan olarak Robinhood, Bellman ve James Dean vardı. Belki de Pazar günü olduğu için beklediğimiz kalabalığı bu mekanlarda bulamadık. Aralarındaki en kalabalık yer, Robinhood’du. Orada da 10 yaşında çoluk çocuk dansımıza eşlik ediyordu. Biz de oturup muabbet etmenin daha zevkli olacağına karar verdik. Önce Robinhood’da 20 TL’ye bir nargile içtik. Sonra Robinhood’un arka sokağında mojitolarımız içip; akşam serinliğinin tadını çıkardık. Muhabete o kadar dalmışız ki sabah 4.30 gibi odalarımıza anca vardık. Bu arada bu saydığım kulüplerde çok güzel içki seçenekleri var. Akvaryum votka, 100TL. Ben deneyememiş olsam da çok havalı gözüktüğünü itiraf edebilirim. İsteyenler akvaryumunu mojitodan da yapabilir; ama bu sefer fiyatı 150 TL’ye çıkıyor. Parası olanlar, benim için de keyfini çıkarsın derim ben…

Şimdiki istikametimiz Kıbrıs. Pazartesi ve Perşembe günleri saat 12.00′de Alanya’dan Kıbrıs’a denizotobüsü oluyor. Bizim bindiğimiz denizotobüsünün kalkması biraz gecikti; Girne’de anca saat 16.30′da olabildik. Kıbrıs’ta limanda taksiye para vermemek adına çantalarımızı sırtlanıp; yürümeye başladık. Karşımıza Salih Polis çıktı ve öğrendik ki limandan otellere yürümek pek de kolay olmayacaktı. Ama biz çok şanslıydık; Salih Polis’in mesaisi 5 dakika içinde bitiyordu ve bizi merkeze bırakabilecekti. Bizi Lighthouse isimli bir otele yerleştirdi. İndirimli fiyat olarak iki kişi 80 TL’ye kaldık. Yalnız oda temizlenmeden bize verilmişti. Yerde kan lekesi vardı ve sabunlar kullanılmıştı. Girne’yi keşfetmek için sabırsızlanıyorduk ve bu sabırsızlığımızın kurbanı olup; bir gece için bu otelde kalmaya karar verdik. Süslendik ve Girne gecelerine ilk adımımızı attık. Önce Beer Point diye bir yere gittik. Canlı müzik vardı. Yemek yedik ve bira içtik. Sonra sahilde Nargilem Cafe Bar’a gittik. Nargile 10 TL idi. Sonra Cream Bar diye bir yere gittik. Kimse yoktu. İki kişi koca barı kapatmıştık sanki. Biz de barmenle muhabet etmeye başladık. Kendisi İranlı’ydı ve en büyük hayali yeterince para biriktirip; İngiltere’de okumaya devam etmekti. Hayatımda içtiğim en ağır cosmopolitani orada içtim. 12 TL’lik bu içkiyle sarhoş olmam hiç zor olmadı. Saat 2.00 gibi Salih Polis’in mesaisi bitti ve bizi arabayla Ice Club’a götürdü. Fakat mekan çoktan kapanmıştı. Biz de içkilerimizi alıp; otelde içmeye devam ettik.

Salı sabahı eşyalarımızı toplayıp; daha önceden rezervasyon yaptırdığımız Club Güzelyalı Otel’e doğru yola çıktık. Bu otel merkezde olmaması nedeniyle arabasız kalınmaması gereken bir yer. Dolmuşlar belli bir saatten sonra çalışmıyor. Yol, aşağı yukarı yarım saat sürüyor. Bizi otele Lazali Bey götürdü. Onunla tanışmamız bizim için çok büyük bir şanstı. Lazali Bey, seyahatimiz boyunca bize bir ağabey oldu ve Kıbrıs’ı çok daha fazla sevmemizi sağladı. Onun kalbinin büyüklüğünü nasıl anlatsam? Yolda iki çocuk parası yetmediği için dolmuşa binmekten vazgeçince; Lazali Bey, onlara şöyle karşılık verdi: ‘Bugün bayram, gelin! Doğru söyleyin cigerimi yiyin ama yalan söyler iseniz vallahi yakarım.’ Kendisi Trabzonlu idi ve şehirli insanın aradığı saflığı onun gözlerinde bulabilirdiniz. Karadeniz müzikleri eşliğinde çok güzel bir yolculuk yaptık Lazali Bey’le. Güzelyalı Otel’i ODTU’lü Mehmet Bey işletiyor ve gerçekten çok nezih bir ortam. İki kişilik odanın fiyatı 110 TL idi. Otelde kalan iki ODTU’lü akademisyenle tanıştık ve çok mutlu olduk. Eşyalarımızı yerleştirip sahile indik. Hava biraz rüzgarlıydı ama yine de güneşlendik. Etrafta yemek yiyebileceğimiz veya oturabileceğimiz alternatif bir yer yoktu. Akşam keşfe çıkalım dedik; ama evlerden, bir iki yarasadan ve korkutucu şekilde havlayan bir köpekten başka bir şey göremedik. Sonunda, merkezdeyken Ali Garip Bey’den aldığımız kokteylleri içmek için kendimizi şezlonglara attık. Saat 11.oo gibi otelin restaurantı kapandı ve sahilde bizden başka kimse kalmadı. Yıldızları o sahildeki kadar parlak görmek, bizim gibi şehirde yaşayanlar için gerçekten çok büyük anlam taşıyor. Yoldan geçen arabaların farları ve yıldızların ışığı eşliğinde geceleyin denize girmek gerçekten çok güzeldi. Hemen girişte biraz taş vardı; ama gerisi kumdu. Deniz sıcacıktı. Yıldızlara bakarak; farkına varmadan denizde saatler geçirebilirsiniz.

Sabah kahvaltı mükemmeldi. Omlet ve portakal suyu kahvaltıya dahildi. Ayrıca kendi yetiştirdikleri üzümlerden de isteyebilirsiniz; yanlış hatırlamıyorsam fiyatı 5 TL idi. Çarşamba sabahı Lazali Bey, bizi otelden almaya geldi. Yine eşyalarımızı sırtlanıp otel aramaya koyulduk. Bayram olduğu için fiyatlar 120 TL ile 150 TL arasında değişiyordu. En son 70 TL’ye iki kişi Castle Motelde kaldık. 6 numaralı oda en güzel odaydı. Kıbrıs çok güvenilir olsa da ben kalırken biraz tedirgin oldum; çünkü bir pansiyon sahibi pansiyonların bize uygun olmadığını söyleyerek bizi uyarmıştı. Ama pansiyon sahibi Salih Bey gerçekten bizi rahat ettirmek için elinden geleni yaptı. Odada iki balkon ve bir şömine vardı. Çarşaflar değiştirilmişti. Fakat ben yine cesaret edemeyip laptop’ımın olduğu çantayı Ali Garip Bey’e bıraktım. Gece önce Liman Casino’ya gittik. İlk defa kumar oynayacaktık ve bu konudaki tecrübesizliğimizi sorularımızla ve şaşkın bakışlarımızla fazlasıyla belli ediyorduk. Zedelenen itibarımızı toparlamak için mekanımızı değiştirip; Dome Casino’ya gitmeye karar verdik. Sonradan öğrendiğimize göre en kötü casinolara gitmişiz ama yine de bu deneyimi yaşamak bizim için eğlenceliydi. Makinelerde oynamak için 20 TL ile hesap açılıyor; ama canlı oyunlarda en az 50 TL gerekiyor. Kumar oynandığı sürece bedevaya içki ve sigara hizmeti var. Aslında yemek de bedava imiş ama biz utandığımız için isteyemedik. Sabahları da açıkbüfe kahvaltı oluyormuş. Casino’nun ardından Casablanca’ya gittik. Canlı müzik vardı. Giriş 5 TL idi. Sonra Cream Bar’daki partiye gittik. Giriş 15 TL idi. İlk içki bedavaydı ve buna kokteyller de dahildi. Ben yine bir cosmopolitan içtim. Biz 4.30′da çıktığımızda parti hala devam ediyordu.

Perşembe sabahı Lazali Bey’in tavsiyesiyle Atlantis Otel’e yerleştik. Merkezde yerleştiğimiz en güzel oteldi. Gerçekten çok sevdik. Herkese tavsiye ederim. İki kişi 90 TL’ye kaldık. Odamız balkonluydu ve denizi görüyordu. Saat 14.00 gibi Çıkartma Plajı’na gittik. Lapta dolmuşları, plajın önünden geçiyor. Escape Beach Club’a gittik. Giriş 15 TL. Bu fiyata şezlong ve şemsiye dahil. İçeride çok güzel minderler var. Denizde hamak var. Fakat yemekler ve içecekler (0.5 lt’lik su 2.5 TL) çok pahalı; onun için çantanızda su ve meyve bulundurmanızı tavsiye ederim. Tabii her gün plaja gidecekler için her seferinde girişte 15 TL vermek de bütçeye fazlasıyla zarar verebilir bu nedenle Denizkızı plajı’nı tavsiye edebilirim. Girişi 10 TL. Bir de girişi 5 TL olan Kervansaray Plajı var. Fakat denizi yosunlu ve dalgalıymış. Bu nedenle sanırım tercih edilmemesi gerekiyor. Akşamleyin sahilde Carole isimli bir yere oturduk. Açıkçası garson biraz şapşaldı ve kokteyller 20 TL idi. Onun için bu mekandan hiç zevk alamadık. Bunun dışında Horse Shoe diye genellikle İngilizlerin takıldığı bir bar var; yeni insanlar tanımak için uygun bir mekan. Carole’den ayrılıp; yine sahilde başka bir mekana oturduk ve 1′er bira içip geceyi tamamladık. Üzerimizde kaç günün yorgunluğu vardı ve bu gece 2.00 gibi yatağa girmeyi hak ediyorduk.

Cuma sabahı Lefkoşa’ya gittik. Lefkoşa’ya gidiş 4.5 TL idi. Yalnız sakın benim gibi Girne’de verilen bilet parçasını küçümseyip atmaya kalkmayın; çünkü ilginç bir şekilde yol ortasında bilet kontrolü var. Lefkoşa’da Girne Kapısı’nı, Büyük Hamam’ı, Lefkoşa Selimiye Camiisi’ni, Belediye Pazarı’nı ve Saçaklı evi gördük. İnsanlar özellikle alışveriş için Lefkoşa’ya gidiyorlarmış ama açıkçası biz ilginç bir şey göremedik. Gece 01.50′de uçağımız vardı. Lefkoşa’dan dönüşte Cafe George’da oturup; yemek yedik. İngilizler, domuz eti bulunduğu için belki de yemek için burayı tercih ediyor. Uçak saatimizi burada bekledik. Girne’den Lefkoşa’daki Ercan Havaalanı’na servisler oluyor. Sevis ücreti 11.5 TL ve yol ortalama 1 saat sürüyor. Ardından 125 TL’ye Pegasus’la Sabiha Gökçen Havalimanı’na döndük. Yeterince erken alınırsa 65 TL’ye uçak bileti bulunabilir. Havaalanında Kadıköy, Bostancı, İzmit ve Taksim’e servisler mevcut. Biz Kadıköy’e 8 TL’ye geldik.

Alanya-Kıbrıs macerası bizim için çok kısa; ama bir o kadar da güzel sürdü. Özellikle Kıbrıs’ı ve insanlarını çok sevdik. Güven ve huzur arayan herkese burayı tavsiye ederim. İnsanlarını görünce orada temelli kalmayı bile düşünebilirsiniz. Ama ne yazık ki kira fiyatları çok pahalı. Diğer yandan içkiler çok ucuz. Örnek olarak; Ali Garip Bey’den aldığımız bir şişe meyveli votka ve martini, sadece 37 TL  tuttu; nane likörü ise 8 TL idi. Canayakın insanları ve ucuz içki yelpazesi dışında Kıbrıs’ın denizi de mükemmel. Kısacası, bence Kıbrıs mutlaka yaşanması gereken bir yer.

Alanya’da Gece Sefası

Kıbrıs’a Gidiş

Club Güzelyalı Restaurant

Dalından Üzüm Yemenin Tadı

Club Güzelyalı’da Nefis Kahvaltı

Aşık Olmak Güzel Şey

Yaşasın Deniz

Atlantis Otel Keyfi

Girne Kalesi’nden bir Bakış

 
Notlar
1. Daha emekleme aşamasındaki kariyerimi bu satırlarla yerle bir etmek istemem. Bu nedenle bu cümleyi biraz daha açayım. Demek istediğim iş hayatında tabii ki her başarılı genç gibi plan yapmayı ve organize olmayı çok iyi bilirim. Yalnız gezmeyi ve anı yaşamayı da çok severim. Yarını düşünmeden hareket etmek, bana özgür olduğumu hissettirir.  Özel hayatımda sürprizleri severim; bu nedenle de hayatımı hesaplamamayı tercih ederim. Geleceğimi garanti altına aldığıma göre artık küçük maceramıza dönebiliriz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: